2006’nın Mayıs son günleri yada Haziran ilk günleriydi. Eve geri döndüğüm için yürümek karar verdim. Hava sıcak ve güneşliydi. Ben kelebek gibi hissetiyordum. Ünıversitede bir iki daha sınavım vardı (sınav kaldı). O yıl benim için çok önemliydi çünkü politekniği bıraktığımdan beri yirmi yıl geçti ve öğrenebilir miyim, bilmiyordum. Ama her sınavımı iyi geçtim.
Lipscani sokağına girdiğimde, her gün gibi, sarı plastik örtüsülü küçük bir bahçeden manele çalmayı tahmin ediyordum ama hiç bir ses duymadım. Bu müzik türünü sevmediğime rağmen biraz hüzünlendim çünkü bana deniz ve tatili hatırladı. Birden doğu müziğini canım istedi. Ama öz doğu müziği! Onu düşürken yürüyordüm. Sonra Tarkan’ı hatırladım. Onu ilk defa Romen Milli Televizyon’da gördüm ve Bükreş’te konser verecek olduğu aklıma geldi. O zor yıldan sonra konsere gitmek iyi bir fikir olmak zannettim. Ama ne zaman olacak olduğunu bilmiyordum.
Eve dönünce hemen İnternette aradım. Gelecek ay olacak olduğu için çok mutluydum. İlk ağızda bilet aldım. Sonra kendime ‘Neler hakkında şarkıları söylüyor’ diye sordum. Yeniden İnternette aradım. Çok enteresan bir site buldum: http://tarkantr.blogspot.com Şarkıların çevirmesini okuduğumda bir iki söz fark ettim. Kendime ‘Türkçe öğrenmek ne kadar zor olabilir?’ diye sordum. Sitenin sahibine email yazdım ve çabuk yanıt aldım. Bana bazı siteler ve kitaplar tavsiye etti.
Sözlük bağlantıları ile bir listesi yaptım, üç kitap, iki Romence’de ve bir İngilizce’de İternette ısmarladım. En son kitap CD’leri vardı böyle ondan mp3 yaptım ve cep telefonuma kaydettim. Her zaman, işe yada okula giderken dersimi dinliyordum. Başımda söz ve cümleleri tekrarlıyordum. Samanyolu TV’ye de görüyordum ama birkaç ay sonra program listesinden kayboldu. Çok üzüldüm ama yeniden İnternette aradım. Bu defa radyo buldum ve işte, çalışırken, her gün dinliyordum.
Sonra bir kurs buldum, haftada iki ders yaptım. Ama birinci modül bitmekten sonra öğretmen daha uygun değildi. Şarkılara döndüm ve çevirmeye başladım. Çok dinledim, daha çok okudum ama az konuştum. Sadece gecen yıl Türkiye’de olduğumde Türkçe konuşmak fırsatım vardı. Ama öğretmensiz çok zor. Bu yuzden ‘öğretmen bulmalıyım!’ dedim. Tekrar İnternette buldum!
Ne tuhaf, müzik eksiği beni Türkçe öğrenmek karak verildi. Neden devam ettim, neden bırakmadım acaba? İlk, dilbilgisi çok kolay, en az Romence’den daha kolay. İkinci, her şarkıda çok mecaz ve çok atasözu buldum. Hiç kelime daha çok anlamı var ve her anlam için daha çok kelimesi var. Üçüncü, Romence ve Türkçe aynı söylemleri olduğu diye, dunya daha küçük görünüyor. Dördüncu, konuşmak için Türkiye’ye gitmek karar verdiğim diye, uçuş korkumdan kurtuldum.
Sanda Vladescu
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder